TOPLANTI DÜNYASI - Basın Açıklamaları
bookmark_picture module_picture

Syndicate

Toplantı Dünyası
 
Basın Açıklamaları Yazdır

İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ AJANSI BASIN AÇIKLAMASI

5706 sayılı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hakkında Kanun’un 11. maddesi gereği, İstanbul AKM Atatürk Kültür Merkezi’nin onarımına yönelik olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ajansımız arasında 08 Ekim 2008 tarihinde “İşbirliği Protokolü” imzalanmıştır. Protokolün imzalanmasını takiben, Ajansımızca çalışmalara ivedilikle başlanarak, uygulamaya yönelik projeler hazırlanmış ve Koruma Kurulu’nca 29.05.2009 tarihinde onaylanmıştır. Böylelikle AKM gibi önemli bir yapının günümüz teknolojileri ile donatılması, depreme karşı güçlendirilmesi, sahne performanslarının artırılması,  seyir imkanının yükseltilmesi için gerekli olan tüm projeleri görüş alma ve onay süreçleri de dahil olmak üzere 8 ayda tamamlanmıştır. Projelerin temini, araştırmalar ve danışmanlık hizmetleri için Ajansımızca yaklaşık 3.000.000 TL bütçe harcanmıştır. Projelerin onayı ile uygulamaya yönelik ihale kararı alınarak “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi Onarım, Güçlendirme ve Tesisat Sistemlerinin Yenilenmesi İşi” 29 Haziran 2009 tarihinde ihale edilmiştir. Teklif veren 14 firmadan, en avantajlı teklifi veren firma tespit edilerek, 22.07.2009 tarihinde sözleşme yapmak üzere davet edilmiştir. Ancak Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası tarafından AKM’nin avan projelerinin onaylandığı Koruma Kurulu kararının iptali için Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine açılan dava sonucu İstanbul 9. İdare Mahkemesince yürütmeyi durdurma kararı alındığının 27.07.2009 tarihinde Ajansımıza bildirilmesi üzerine sözleşmenin yapılması süreci durdurulmuştur. Ajansımız AKM’nin İstanbul’un kültür sanat hayatındaki öneminin bilinciyle, bu mekanın 2010 Avrupa Kültür Başkenti süreci içinde sanat hayatına kazandırılabilmesi için, itirazlara konu olan değişiklik taleplerini görüşmek ve tarafları uzlaştırmak amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürü, Devlet Opera Balesi Genel Müdürü, yürütmeyi durdurma kararı aldıran Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası, İlgili meslek örgütleri temsilcileri, projeyi hazırlayan mimari büro temsilcilerini bir araya getirmiş ve uzlaşma sağlanmıştır. Bu doğrultuda revize edilen proje Kültür ve Turizm Bakanlığına onaylatılmış ve Koruma Kurulu’na sunulmuştur. Daha sonra İstanbul 9. İdare Mahkemesi 16.12.2009 tarihli kararı ile projeleri onaylayan Koruma Kurulu kararını iptal etmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca bu kararın temyiz hakkından feragat edildiği ilgili mahkemeye bildirilmiştir. Koruma Kurulunca onaylı projeler üzerinde Sendikanın itiraz ettiği konularda revizyonlar yapılarak projeler Bakanlığa teslim edilmiştir. Bu süreç sonrasında Kültür ve Turizm Bakanlığınca Ajansımıza herhangi bir onaylı proje veya basit onarım uygulamalarına yönelik yaklaşık maliyet dosyası ulaştırılmamıştır. Ajansımızda konuya ilişkin bekleyen bir başvuru bulunmamaktadır. Ayrıca bazı basın organlarında İstanbul AKM Atatürk Kültür Merkezi için Ajansımıza 75 milyon dolar gibi bir ödeneğin gönderildiği, bunun AKM yerine başka projelerde kullanıldığı yönünde iddialar yer almaktadır. Ajansımıza AKM için özel olarak hiçbir ödenek tahsis edilmemiş olup, şu ana kadar proje yapımı için yapılan tüm harcamalar, Ajansın kendi bütçesinden yapılmıştır. 5706 sayılı Kanun’un 11. Maddesinde; AKM için gerekli olabilecek proje ve uygulama giderlerinin karşılanması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca açılacak özel bir hesaba, Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermayesinden, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun 44. Maddesinin 2. Fıkrasındaki özel hesaptan, İstanbul İl Özel İdaresi bütçesinden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bütçesinden, Başbakanlık Tanıtma Fonundan ve Koordinasyon Kurulu tarafından kararlaştırılacak miktarda İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’ndan ödenek aktarılacağı belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, AKM’nin onarımı ve bu onarım için gerekli olan ödeneğin sağlanması sadece İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın sorumluluğunda değildir. Ajansımız tarafından AKM hesabına para aktarılabilmesi, Ajans Koordinasyon Kurulu kararına bağlı olup, bu husus Koordinasyon Kurulu’nun yetkisindedir. Kamuoyunun bilgilerine sunarız. 28 Nisan 2010.

 

AIESEC ÜNİVERSİTEDEN MEZUN OLAN GENÇLERE YURT DIŞINDA STAJ İMKANI SAĞLIYOR

107 ülkede 1000'den fazla şubesi ve 35,000 üyesiyle 1948 yılından beri faaliyet gösteren AIESEC Öğrenci Organizasyonu; üniversitelerde okuyan, üniversiteden yeni mezun olan ve yüksek lisans öğrenimi gören gençlere uluslararası staj imkanı sağlıyor. AIESEC sayesinde gençler, pazarlama, bilişim sistemleri, insan kaynakları, mühendislik, kültürel anlayış ve toplumsal gelişim alanlarında 6 hafta ile 1,5 yıl arasında değişen sürelerle, 107 AIESEC ülkesinden birinde, tam zamanlı ve maaşlı staj yapabiliyorlar. AIESEC üyesi gençler proje takımlarını ve organizasyonları yönetip, şube yönetim kurulunda yer alarak; takım yönetimi, bütçe yönetimi, planlama yapma-uygulama, stratejik düşünme ve karar verme, organizasyon becerisi edinme konularında pratik tecrübeler kazanıyorlar. Nitelikleri doğrultusunda girişimcilik, finans, kurumsal sosyal sorumluluk, eğitim gibi önemli konularda proje yaratma, geliştirme ve yönetme çalışmaları gerçekleştirmek ve uluslararası staj fırsatlarından yararlanmak isteyenler www.aiesec.org.tr adresinden AIESEC'e başvurabiliyorlar. 08 Mart 2010.

 

GNÇTRKCELL'LİLERE HAFTA İÇİ HERGÜN SİNEMA

Turkcell, “1 Bilet alana 1 Bilet bedava” sloganıyla başlattığı kampanyasını, artık gnçtrkcll’lilere hafta içi her gün sunmaya başlıyor. Gnçtrkcll’liler 49 ilde 230 sinemada toplam 1263 sinema salonunda, bu avantajla filmleri izleyerek keyifli vakit geçirecek. Kampanya, anlaşmalı tüm sinemalarda 19:00 seansına kadar geçerli olacak. “1 Bilet alana 1 Bilet bedava” kampanyasına katılmak için tek şart, geçerli kulüp şifresine sahip olmak. Gnçtrkcll’lilerin geçerli kulüp şifrelerini öğrenmek için ise “SFR2” yazıp 2222’ye SMS atmaları yeterli oluyor. 26 Şubat 2010.

 

RAN LOJİSTİK GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI KURUYOR, HAVAYOLU TAŞIMACILIĞI VE DENİZYOLU TAŞIMACILIĞI İÇİN ABD'Lİ BİR ŞİRKETLE İŞBİRLİĞİ YAPACAK

2010 yılı Şubat ayında alınan Ran Lojistik Yönetim Kurulu Kararı'na göre; %99 oranında Ran Lojistik iştiraki olan ve gayrimenkul yatırımları konusunda uzmanlaşan DTC Taşımacılık ve Ticaret Limited Şirketi, Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’na dönüştürülecek. Ran Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Ramiz Benli, Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’na geçiş sürecinde öncelikle DTC Taşımacılık ve Ticaret Limited Şirketi’nin Türk Ticaret Kanunu'nun 152. maddesinde belirtilen esaslara göre Anonim Şirket haline getirileceğini açıkladı. İştirakin, Anonim Şirkete dönüşüm sürecinin tamamlanmasının ardından Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’na dönüştürülmesi için gerekli çalışmaların başlatılacağını söyleyen Ramiz Benli, sürecin tamamlanmasıyla birlikte ofis, depo, antrepo yatırımlarının bu şirket üzerinden yapılacağını kaydetti. Deniz ve havayolu taşımacılığında faaliyet gösteren ABD’li bir şirketle ortaklık görüşmelerinde son aşamaya geldiklerini söyleyen Benli, Ran Lojistik bünyesinde deniz ve havayolu taşımacılığında yeni bir oluşuma gidiyoruz, unvanı Ran Air & Sea olacak. ABD’li 7000 çalışanı olan bir şirketle ortaklık yapma durumumuz söz konusu. Kararlarını 2010 yılı Mart ayı sonunda verecekler” dedi. 12 Şubat 2010.
 

DUBAI GROUP SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ E. ÇETİN ALANYA'NIN DUBAI WORLD YATIRIM ŞİRKETİNİN BORÇ ERTELEME PLANI SONRASINDA ORTAYA ÇIKAN VE PİYASALARI OLUMSUZ ETKİLEYEN BELİRSİZLİKLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

Dubai Group Sigorta şirketinin ana hissedarı olan Dubai Group ile Dubai World kuruluşu arasında hiçbir organik bağ bulunmamaktadır. Dubai Group şirketi, Dubai World kuruluşundan tamamen bağımsızdır. Ana hissedarımız olan Dubai Group şirketinin, Dubai World yatırım firmasının hiçbir mali yükümlülüğü veya taahhüdü ile bir alakası yoktur. Dubai World kuruluşunun herhangi bir iştirakinde ya da kefaletinde Dubai Group şirketinin hiçbir payı bulunmamaktadır. Dolayısıyla Dubai World firmasının borç ertelemesinin Dubai Group üzerinde hiçbir negatif mali etkisi yoktur. Bu firma ile herhangi bir borç-alacak ilişkisi de söz konusu değildir. 01 Aralık 2009.

 

TMMOB TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ YÖNETİM KURULU SEKRETERİ EROL ALKIM ERDÖNMEZ’İN BASIN AÇIKLAMASI

Geçtiğimiz günlerde İSKİ tarafından abonelerine gönderilen mektuplarla "mekanik sayaçların Elektronik Kartlı Sayaca dönüşüm" yapılacağı bildiriliyor. "Kartlı Sayaç Uygulamasına geçtikten sonra tarafınıza verilen elektronik karta dolum yaparak su kullanımına devam edebileceksiniz" deniliyor. Anlaşılan, Hukuka Uyarlığı bulunmayan Ön Ödemeli Elektronik Sayaç uygulaması oldu bittiye getirilerek hızla devam ettirilmektedir.

Abonelere gönderilen mektupta, "bu işlemler için hiçbir ücret talep edilmeyecektir" açıklaması dikkat çekiyor. Bilindiği gibi sayaç alımlarının yapıldığı Elektromed Firması ve bedelleri konusunda basında daha önce bir takım haberler yapılmıştı. Sayaç bedelleri aboneden talep edilmiyor ise bu sayaçları Elektromed firması ya da eski Alfagaz firması -ki firmanın web sitesinde Rize ve İnegöl‘ün de bu uygulamaya geçtiği belirtiliyor- bu sayaçları abonelere "hediye" mi etmektedir? Yoksa kamu kaynakları birilerine ve malum bir firmaya peşkeş mi çekilmektedir? Anılan sayaçların mekanik sayaçlar sökülmeden takıldığı İSKİ tarafından açıklandı. Peki iki sayaç daha mı "sağlam" okumaktadır? İnternet sitesinde deniliyor ki; kartlı sayacın arızası durumunda mekanik sayaç metreküp olarak ölçüm yapar ve bu ölçüm fatura edilir. Yani mekanik sayaç görevini zaten yapıyor. O zaman bu firmadan alınan elektronik sayaca ne ihtiyaç var? Bu "Kamu İdarecileri"ne "el insaf" demek gerekir ya da başka bir şey... 

Ön Ödemeli Elektronik Su Sayaçları sosyal devlet ilkesine aykırıdır. Ön ödemeli elektronik sayaç kullanımının doğal sonucu, kontörü biten ve yeni kontör almak için parası olmayan abonenin, içme, temizlenme, bulunduğu yeri temizleme, dolayısı ile sağlık hakkından mahrum kalması demektir. Parası olamayan insanların, çocuklarının, okulların, kamu binalarının, hastanelerin, üniversitelerin bu uygulama ile susuz kalması söz konusudur. Bu durum sosyal devlet ilkesine aykırıdır.

Hiçbir kurumun insanları susuz bırakma yetkisi yoktur. Anayasa uyarınca, herkes maddi ve manevi varlığını geliştirme, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Ön ödemeli sistem İstanbul‘u sağlıksızlığa, hastalığa mahkum etmektir. İstanbulluların maddi ve manevi varlığını geliştirmesinin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamasının engellenmesi Anayasanın 56. maddesine aykırıdır. İSKİ‘nin sadece kısa bir süre yetecek su bırakarak su sayacını değiştirmesi, yoksul halkın dolaylı olarak cezalandırılması sonucunu doğuran, çevre kirliliğine ve çeşitli hastalıkların oluşmasına yol açabilecek tehlikeli bir uygulamadır.

Önceki açıklamalarımızda belirttiğimiz gibi; eski su sayaçlarının değiştirilmesi, teknolojik ve yasal bir zorunluluk değildir. Su tüketim faturalarında da belirtildiği üzere su sayaçlarının mülkiyeti aboneye aittir. Aboneye ait olan sayacın zorla değiştirilmesi, Anayasa‘nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının ihlalidir.

Bu konuda açılan davalar da sürmektedir. TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği tarafından İstanbul‘da açılan Dava reddedilirken, Ankara 11. İdare Mahkemesinin Mustafa Tanşi isimli davacının açtığı davada verdiği Yürütmeyi Durdurma kararının gerekçesinde şöyle denildi; "Belediyeleri, belde halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan tüzel kişiler olarak tanımlayan Anayasal anlayış, içme ve kullanma suyu hizmetlerinin belde sakinlerine sunulmasını düzenleten mevzuata da yansımış ve hizmetin karşılığının alınması, hizmetin sunulmasından sonra gerçekleşecek bir aşama olarak belirlenmiştir. Olayda, .....kamu hizmetlerinin sunumu peşin ödemeye bağlanarak anılan anayasal ve yasal kamu hizmeti anlayışına uymayan ticari niteliği ağır basan yeni bir ilişki biçimi oluşturulmak istendiği görülmektedir. Bu durumda, ASKİ Yönetim Kurulu‘nun 18.05.2005 tarih ve 219 sayılı kararının ‘Borcundan dolayı sökülen su sayaçlarının yerine kartlı su sayacı takılması‘ kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır." Davanın sonuçlanması ile birlikte bireysel olarak tüm abonelere de dava açma yolu açılacak. Bu konuda Oda olarak açtığımız dava da devam etmektedir.

Ön Ödemeli Su Sayaçlarına ödenen - ödenecek olan büyük bedel, ortaya çıkan bu maliyet kamusal bir maliyettir ve kamu kaynaklarının birilerine yok yere peşkeş çekilmesidir. Biz Makina Mühendisleri Odası olarak; meslek alanlarımız kapsamındaki bu ve benzeri konularda yaşanan gelişmeleri takip ederek kamuoyunu aydınlatma görevimizi yerine getirmeye devam edeceğimizi belirtir, kamuoyunun dikkatini çekmek isteriz. 23 Kasım 2009.

 

KURBAN BAYRAMI SÜRESİNCE İDO FERİBOTLARINA İLAVE SEFERLER KONDU

Kurban Bayramı süresince Yenikapı’dan Bandırma, Bursa, Yalova, Pendik’ten Yalova ile Kabataş ve Kadıköy’den Bursa’ya 4 günlük bayram tatili boyunca mevcut seferlere ilave olarak karşılıklı ek seferler yapılacak. Yenikapı-Bandırma hattında 26 Kasım 2009 Perşembe günü [Kurban Bayramı Arife Günü] karşılıklı 6 defa, bayramın son günü olan 30 Kasım 2009 Pazartesi günü ise karşılıklı 5 defa ilave sefer yapılacak. Kurban Bayramı süresince Yenikapı-Bursa hattında 26 Kasım 2009 Perşembe günü [Kurban Bayramı Arife Günü] karşılıklı 5 defa, Kurban Bayramı'nın son günü olan 30 Kasım 2009 Pazartesi günü ise karşılıklı 6 defa hızlı feribot seferi gerçekleşecek. 17 Kasım 2009.

Kurban Bayramı süresince İDO Dış Hatlar Feribot Tarifesi şu şekilde planlandı:

Y EN İ K A P I  -  B A N D I R M A

26 Kasım 2009 Perşembe

27 Kasım 2009 Cuma

28 Kasım 2009 Cumartesi

29 Kasım 2009 Pazar

30 Kasım 2009 Pazartesi

07:0007:0007:0007:0007:00
09:0009:00---
12:30-- -
13:00 DO12:30 12:30 DO12:30
15:30---15:30
18:30-- -
19:30 DO  18:3018:30
21:15- -21:15

 

B A N D I R M A   -  Y E N İ K A P I

26 Kasım 2009 Perşembe

27 Kasım 2009 Cuma

28 Kasım 2009 Cumartesi

29 Kasım 2009 Pazar

30 Kasım 2009 Pazartesi

09:45----
-09:45 --
12:30---12:30
15:30- --
16:00 DO12:3018:3015:3015:30
---17:30 DO17:00 DO
18:30---18:00 DO
21:3018:30 -18:30
23:45 -21:3021:30
-- -23:45
 

 

AVUSTURYA SAĞLIK DERNEĞİ BAŞKANI DR. SERDAR BEKLEN'İN ATSEB AVRUPA TÜRK SAĞLIK ELEMANLARI BİRLİĞİ VE ASDB AVRUPA SAĞLIK DERNEKLERİ BİRLİĞİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

Yurtdışında yaşayan sağlık elemanlarının birleşme, birlikte hareket edebilme ve birbirleriyle diyaloglarının sağlanması amacıyla kurulacak olan ATSEB Avrupa Türk Sağlık Elemanları Birliği, Avrupa ülkelerinde uygulanan sağlık hizmetlerini kendi disiplin ve kuralları içerisinde Türkiye’ye getirilmesi fikri ile ortaya çıkmış bir kuruluştur.

TASEP Türkiye Avrupa Sağlık Entegrasyonu Platformu olarak da adlandırdığımız entegrasyonun bir kısmı da Sağlık Entegrasyonu olarak yer bulmaktadır. İşte bunu sağlamak için önce Avrupa’daki Türk sağlık çalışanları bir araya toplanmalıdır. Sonrasında ise bu birliktelikten oluşan potansiyel Türkiye’ye aktarılmalıdır. Karşılıklı tespit edilen eksikliklerin giderilmesi ve kurulacak denetleme organları ile de, Avrupa ülkelerindeki sağlık uygulamaları Türk sağlık çalışanlarınca ülkemize sistemli bir şekilde aktarılabilecektir. Bu nedenle, Almanya, Hollanda ve Avusturya dışında diğer ülkelerde de sağlık dernekleri işbirliği içerisinde olma durumundadır.

ASDB Avrupa Sağlık Dernekleri Birliği Projesi'nin gerçekleşmesi halinde Avrupa’da yaşayan sağlık elemanları birbirlerini daha yakından tanıma ve bilgi alışverişinde bulunma olanağına sahip olacaktır. Bu potansiyel, Türkiye’deki sağlık kurum ve kuruluşları ile ilgili çalışma ve araştırmalarda etkin ve yönlendirici olabilir. Süreç içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin verdiği sağlık hizmetlerinin seviye ve kalitesinin yükselmesi için gerekli projeler hazırlanarak, Avrupa Topluluğu ile koordineli biçimde uygulamaya geçilebilir. Avrupa ve Türkiye üniversitelerinin ortak proje olanakları oluşurken, karşılıklı öğrenci ve araştırma görevlisi değişimi sağlanacaktır. Bu da üniversitelerarası farklılaşmaları ortadan kaldıracaktır.

Bölgesel hastalıklarla ilgili seminerler düzenlenecek ve sağlık çalışanlarının kendi alanlarında bilgilendirilmesi sağlanacaktır.

İşbirliği ile oluşturulacak sanatoryumlar, huzurevleri ve bakım evleri, kür bölgeleri ile kültürlerarası entegrasyon ve kültürlerarası iletişim sağlanacaktır. Sağlık Sigortalama Sistemi'nin, Türkiye ve Avrupa ülkeleri arasında eşit şartlar altında uygulanabilmesine yönelik çalışmalara yardımcı olunabilir.

Ülkelerarası karşılıklı öğrenci değişim programları ile Türk gençlerinin, Avrupa’da istihdam edilerek alacakları sağlık eğitimleri ve kazanacakları görgü ile Türkiye’deki sağlık hizmetleri daha da çağdaş boyuta taşınacaktır.

Hastalara yönelik yayınlarla genel sağlık ve koruyucu hekimlik ile aile hekimliği alanlarında eğitim çalışmaları düzenlenebilir. Avrupa’da uygulanan Aile Hekimliği Sistemi'nin Türkiye’de uygulanabilmesi çalışmaları, bu sistemi iyi  tanıyan kişilerce desteklenip yönlendirilebilir.

Sağlık turizminin gelişmesi için verilen sağlık hizmeti  kadar, uygulanan tedavinin kalitesi de önemlidir. Bu  kalite ancak güçlü işbirliği ve yeterli teknik olanaklarla gerçekleştirilebilir. Söz konusu olanaklar, bir arada ve birbirlerini tanıyan sağlık elemanları ağı  ile oluşur.

Seminer ve konferanslar aracılığı ile yeni tedavi yöntemleri ve bilimsel buluşlar tanıtılarak, sağlık alanında hizmete sunulması sağlanacaktır.

Tehlikeli ve gelecekteki kuşakları tehdit edici  alışkanlıklara ve maddelere karşı tedavi amaçlı daha geniş çalışmalar yapılabilir. Türkiye’nin sağlıklı doğal kaynakları ve Avrupa’nın gelişmiş teknolojisini bir platformda birleştiren, toplu tedavi merkezleri kurulabilir.

Bu oluşum, platform ya da birlik, daha çok Avrupa ülkelerinde bulunan sağlık elemanları ve sağlık örgütleri arasındaki iletişimi ve koordinasyonu sağlayacak bir örgütsel yapılanma olacaktır.

Belirli kişi ve grupların amaçları için  kullanılması, tehlikesine karşı, senede bir ya da iki kez toplanacak üyeler ve dernek temsilcilerinden oluşan bir komisyon karar mekanizması konumunda olacaktır.

Sekretarya ve seçilecek bir kurul aracılığıyla, toplanan projeler diğer üyelere dağıtılır. Sağlık çalışanları bu oluşuma ister bir sivil toplum örgütü, ister bireysel olarak katılsın, tüm sağlık elemanları birliğin doğal üyesi olarak kabul edilecektir.

Yurt dışında çalışan her Türk kökenli sağlık elemanı en azından bir kez; "Niçin buradaki hizmet ve olanaklar Türkiye de yok?" diye düşünmüştür. Nedenleri politiktir. Ancak bugün Türkiye, Avrupa Birliği’ne girme çabası içindedir. Bu isteğin gerçekleşmesinde rol oynayan en önemli faktörlerden biri de sağlık entegrasyonunun en iyi şekilde gerçekleştirilmesidir. Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin Avrupa ülkeleri seviyesine çıkarılması hem Türk Milleti’nin hem de sağlık turizminde Türkiye’nin yararına olacaktır. Bu siyasi bir çalışma değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde yaşayan insanların daha sağlıklı, güvenli ve mutlu olabilmeleri için bir gerekliliktir. Birliğin kurulması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel ilkelerinden biri olan “Çağdaş medeniyetler seviyesine çıkması“ için esastır.

ASDB Avrupa Sağlık Dernekleri Birliği’nin sağlayacağı katkılar şunlardır:

1) Her ülkede kurulmuş olan sağlıkla ilgili derneklerin bir arada bulunacakları bir ‘çatı’ konumunda olacaktır. 

2) Avrupa ülkelerinde yaşayan veya çalışan sağlık elemanlarına daha rahat ulaşılacaktır. Bu amaçla konsolosluklardan işbirliği talebinde bulunulacaktır.

3) ASDB, T.C. Sağlık Bakanlığı ile birlikte ortak çalışmalarda bulunacaktır.

4) Avrupa’da yaşayan Türk’lerin sağlık sorunlarının çözümünde ülkeler arası anlaşmaların hız kazanmasına yardımcı olacaktır.

5) Özellikle gelişen sağlık turizminde ASDB önemli bir destek olacaktır.

6) Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının bu sağlık tesislerinden daha verimli ve güvenli bir şekilde faydalanmaları sağlanacaktır. 12 Kasım 2009.

 

TMMOB TÜRKİYE MİMAR VE MÜHENDİS ODALARI BİRLİĞİ MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI İLTER ÇELİK’İN BASIN AÇIKLAMASI

Metrobüsler konusunda daha önce söylediklerimizi tekrar ediyoruz. Uyarılarımızın dikkate alınmaması, yaşanan ölümcül kazalar ve en son dün İstanbul Merter‘deki kaza, ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyor. Uyarıyoruz! Daha büyük facialar yaşanmadan, bilime ve uzmanlara kulak verin.

Dün [10 Kasım 2009 Salı günü] İstanbul Merter‘de yaşanan metrobüs kazası, Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak daha önce yaptığımız açıklamalarda belirttiğimiz tehlikeleri bir kez daha ortaya koydu. Her şeyden önce ölen ve yaralanan kimsenin olmaması bizleri sevindirdi.

İstanbul’da ulaşım sorunlarını çözmek iddiasıyla oluşturulan metrobüs sistemi, bugüne kadar birçok kazaya neden oldu. Satın alma sırasında yapılan hata ve kural tanımazlık, plansızlık sonucu, benzeri ancak Türkiye‘de görülebilecek, ters istikamette bir metrobüs yolu yapıldı. Bu durum dünkü kazada olmayan ancak her an olması muhtemel facialara altyapı oluşturmaktadır. Güzergâhın ters olması kaza boyutunu-riskini artıracak bir durumdur. E-5 [D100] Karayolu’nun güvenlik şeritleri alınarak metrobüse tahsis edilen yol, hem motorlu taşıtlara ayrılan yolu daralttı hem de metrobüs yolundaki kaza olasılığını artırdı. Dar metrobüs yolu, kazalara davetiye çıkartır oldu. Sonuçta metrobüs gibi yetersiz ve İstanbul genelinde etkin olmayan bir ulaşım sistemi kurularak, servis yolları etkisiz hale getirildi. Motorlu araçlar, metrobüsten artan şeritlere sıkıştırıldı.

İBB İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İETT yetkilileri, her yönüyle plânlanmış özel araçlara alternatif ve yenilikçi bir kent içi toplu ulaşım sistemi yerine İstanbul‘un nüfusundan az Avrupa ülkelerinin kentimize göre minyatür ölçekteki kentlerinde kullanılan demode bir sistemi kentimize uydurmaya çalışmışlardır. Bu yapılırken de her zaman olduğu gibi insan güvenliğini göz ardı etmiş, yeterli önlemleri almamışlardır. 30 Nisan 2009 günü metrobüs yolu tel bariyerine sıkışarak kaza yapan araçtan sonra 02 Mayıs 2009 günü yoldan çıkarak 2 araca çarpan metrobüs kazasında can kaybı olmadı. Peki çözüm için can kaybı olması mı beklenmektedir? Ayrıca yolların daraltılmasının sonucu motosiklet sürücüleri için bu yollar artık daha güvensiz. 26 Ocak 2009 ve 01 Şubat 2009 tarihlerinde E-5‘te iki motosiklet sürücüsünün kafalarının koparak feci şekilde can verdikleri kazalar hala hafızalarımızda.

Çözüm, akılcı yöntemlerle uzun vadeye yayılan, raya bağımlı normal ve rapid [seri] sistemlerin devreye sokulması ve bu sistemlerin otobüs, minibüs, dolmuş ve deniz ulaşımıyla eşgüdümlü şekle getirilmesidir. Bunun için İstanbul kent içi ulaşım sorumlularının, başta kent plânlamacıları olmak üzere üniversiteler ve meslek odalarıyla birlikte çalışmaları gerekmektedir. Kamusal yatırımların karar süreçlerinde meslek odalarının, üniversitelerin ve sivil toplumun görüşlerini değerlendirmeyen, bilimi dışlayan "rantçı" anlayış "can almaya" devam edecektir.

Kamu yararı gözeten bir kurum olarak yetkilileri uyarıyoruz! Kent ve insana dair kararlarınız ve uygulamalarınız, piyasacı rantçı anlayışınız, kente ve insana zarar verir niteliktedir. Kamu kaynaklarını maksimum fayda ile değerlendirmek için kamusal karar ve denetim süreçlerini işletin. Metrobüs projesinde olduğu gibi eksik ve dolayısıyla yanlış kararlarınız "can almasın". 11 Kasım 2009.

 

İDO 8 KASIM 2009 PAZAR GÜNÜNDEN İTİBAREN DURAKSIZ İSTANBUL BOĞAZI TURLARINA BAŞLIYOR

İstanbul’daki vapur iskelelerine hiç uğramadan gerçekleşecek ‘duraksız İstanbul Boğazı turları' 08 Kasım 2009 Pazar günü başlıyor. İDO bünyesine yeni katılan yolcu vapurlarıyla her Pazar günü saat 14:00’de Eminönü İskelesi’nden başlayacak Eminönü-İstinye-Çubuklu-Eminönü Boğaz Turları kış aylarında da devam edecek. İDO yolcuları, İstanbul Boğazı’nın benzersiz güzellikteki sahillerini gezerken, yalılar, saraylar ve iskeleler arasında tarihsel bir yolculuk yapma imkânına kavuşacaklar. Yaklaşık 2 saat süren İstanbul Boğazı Vapur Turları'nın kişi başı ücreti ise 10 TL olarak belirlendi. 04 Kasım 2009.  

 

AHEF AİLE HEKİMLERİ DERNEKLERİ FEDERASYONU YÖNETİM KURULU'NUN BASIN AÇIKLAMASI

Türkiye’de aile hekimliği uygulamasına 15 Eylül 2005 tarihinde Düzce’de başlanmıştır. Daha sonra ‘2. Aşama Pilot İller’de [Bolu, Eskişehir, Edirne, Denizli, Adıyaman, Gümüşhane, Elazığ, Isparta, Samsun, İzmir] uygulamaya geçilmiştir. Sonrasında da ‘3.’ ve ‘4.’ Aşama Pilot İller’de aile hekimliği uygulaması başlatılarak, bu sayı otuz beşe ulaşmış, Türkiye nüfusunun yaklaşık %21’i aile hekimlerinden hizmet almaya başlamıştır. Aile hekimliği uygulamasının başlaması ile birlikte aile hekimleri iller bazında örgütlenerek, önce il derneklerini kurmuşlar, hızla ilerleyen bu örgütlenme ulusal çerçevede ‘Federasyon’ çatısı altında birleşme sonucunu doğurmuş ve 2008 yılında sekiz il derneği bir araya gelerek [İzmir, Düzce, Adıyaman, Denizli, Elazığ, Bolu, Samsun ve Edirne] “AHEF Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu"nu kurmuşlardır. Bu yapı diğer il derneklerinin de katılımıyla daha da genişlemiş ve Haziran 2009’da ilk genel kurulunu düzenlemiştir. Bugün itibariyle Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu’na üye dernek sayısı on sekize yükselmiştir.

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu’nun temel misyon maddeleri; Aile Hekimleri Dernekleri’ni bir araya getirmek, Ulusal ve uluslararası platformlarda aile hekimliği disiplininin ilerlemesine katkıda bulunmak, Ulusal ve Uluslararası platformlarda Aile Hekimleri Dernekleri’nin temsilini sağlamak, Aile hekimlerinin özlük haklarının, şeref ve haysiyetlerinin korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak, Aile hekimlerinin eğitim gereksinimlerinin sağlanması, bunun için bilimsel çalışmaların yapılması, aile hekimliği ile ilgili ulusal ve uluslar arası örgütlerle iş birliği yapılması, Aile hekimlerinin idari ve hukuki düzenlemelerin çağdaş düzeye getirilmesini ve geliştirilmesini sağlamak şeklinde özetlenebilir. Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu bu misyon doğrultusunda T.C. Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ ve T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Ömer Dinçer ile görüşmelerde bulunmuştur. Bu görüşmelerde aile hekimliği uygulaması ile ilgili olarak pilot uygulamalardan kaynaklanan sorunlar iletilmiş, sorunların çözümü noktasında federasyonun her türlü katkıda bulunabileceği ifade edilmiş ve bu işbirliği talebi kabul görmüştür. Bunun dışında federasyon, T.C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile saha uygulamasında geri bildirimde bulunulması, çıkarılacak mevzuatla ilgili görüş paylaşımını içeren sürekli ve yapıcı bir diyalog içerisindedir. Ülkemizde bu uygulama halen pilot uygulama şeklinde devam etmektedir ve bu dönem geleceğin şekillenmesi açısından son derece önem arz etmektedir. Bu durumun öneminin farkında olan AHEF, ülkemizdeki sağlık politikalarının belirleyicileri ile sürekli iletişim halinde olup, sahada yaşanan olumlu ve olumsuz gelişmeleri doğrudan iletme, aynı zamanda da çözüm önerilerinde bulunma konusunda T.C. Sağlık Bakanlığı ile işbirliği halindedir. 

Gelecekle ilgili olarak aile hekimlerinin mesleki gelişimlerine katkıda bulunmak amacıyla bir kongre düzenlenmesi konusunda çalışmalar başlatılmıştır. Kongremiz aile hekimliği tıp disiplininin genel ilkeleri doğrultusunda sahada çalışan aile hekimlerinin beklentileri ve eğitim gereksinimleri doğrultusunda yapılandırılacak, bunun yanı sıra da aile hekimliği ile ilgili tüm paydaşların bir araya gelmelerine olanak tanıyacaktır. Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu, aile hekimliği uygulamasının hem hizmet alanları, hem de hizmet verenleri tatmin edecek düzeyde geliştirilmesi ve ülkemiz temel sağlık hizmetleri göstergelerinin çağdaş ülkeler düzeyine yükseltilmesi için üye dernekleri ile omuz omuza tek vücut halinde çalışmalarına devam edecektir. 20 Ekim 2009.

 

Önceki >>

 

 
 

Anket

Genel seçimlerde hangi partiye oy vereceksiniz?
 
Türkiye'de üniversiteye giremeyen öğrenciler ile ilgili sorun nasıl çözülür?
 
Anayasa değişikliği referandumunda oyunuz nasıl olacak?
 

Tamamlanan Anketler

Anket Sonuçları
© Copyright 2007-2010 TOPLANTI DÜNYASI